CULTURE & ART / Gallery 77

 

Zeynep AKGÜNRUHUN KABUĞU | SHELL OF THE SOUL

15 Ekim – 14 Kasım 2020
October 15 – November 14, 2020

Galeri 77, Zeynep Akgün’ün “Ruhun Kabuğu” isimli dördüncü kişisel sergisine 15 Ekim – 14 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

 
Sanatçının yeni serisi insanın beden-ruh dikotomisi ve bunun toplumdaki yerimizi şekillendirmedeki etkisini ele alıyor. Bu resimler bilinenle bilinmeyeni ve de görülenle görülmeyeni birbirine bağlamak için gerçeklik ve gerçeküstücülük arasında gidip geliyor.
 
Resimlerin estetiği, barok ve klasisizmle birlikte çağdaş sanattan bildiğimiz eklektik kompozisyon kavramına da uygunluk gösteriyor.
 
Resimlerin parça parça karakteri, objelerin çatışması ve semboller; bir rüyayı andıran atmosferle birleşince, gerçekliğin sürrealist yorumuna yakınsıyor.
 
Nihayetinde Akgün’ün yaklaşımı bilinen üsluplar ve akımların arasında duran güçlü bir pozisyonu formüle eden bireysel bir yaklaşım.
 
Bu yüzden Akgün kendi resimsel stratejisini kurguluyor; bu strateji çoğulcu karakteri sebebiyle çağdaş bir estetik açığa çıkarmakla kalmayıp, aynı zamanda günümüz dünyasındaki varoluşsal mücadelemize atıfta bulunan kavramsal bir anlam ediniyor.
 
Bu resimlerde baskın unsur, parça parça ve sahibi belli olmayacak bir şekilde başsız olarak temsil edilmiş olan beden unsuru. Yüzü olmayan gövdeler bilinmeyen alanların ve katmanların önünde çember oluşturuyorlar.
Bazen birbirleriyle ilintili halde, bazen de sessiz bir yalnızlık içinde o anda donup kalmışlar.
 
Pozları dinamik hareketleri anımsatıyor, bu hareketler izleyici gözlerini tabloya doğrultmadan hemen önce gerçekleşmiş gibiler. Figürlerin kasları gergin ve bedenler sonsuza kadar duracakları dansçı pozlarında yakalanmışlar.
 
Eserlerde zaman mefhumu kaybolmuş ve mekân belli başlı yerlerden ve coğrafyalardan tamamen bağımsız.
 
Bedenler idealizm ve natüralizm arasında bir üslupla betimlenmiş olsa da belirli kişilere ait olmayan, parça parça ve kimliksiz halleri sayesinde izleyici ile daha kolay bağ kurabiliyor.
 
İçi boş elbiseler, kompozisyonun bir diğer unsuru olarak izleyicinin dikkatini çekiyorlar.
 
Tüm parçaların tam ortasında yer alan ve geri kalan unsurlarla aralarında sık sık bir renk kontrastı bulunan bu elbiseler; kıyafetlerin sosyal kodları sembolize eden kültürel anlamlarıyla beraber, aidiyet ve toplumsal cinsiyet meselelerine de atıfta bulunuyorlar. Elbise, bir moda öğesinden çok daha fazlasını ifade ediyor.
 
Elbise, üzerinden kimliğimizi ve kişiliğimizi sunduğumuz bir levhadır. Ayrıca, elbiseler aynı zamanda toplumsal kural ve adetlere uymak için içine sığıştığımız birer kalıptır.
 
Zeynep Akgün, sıcak ve dinamik gövdeler ile uçuşan kumaşlar ve boş elbiseler arasında bir kontrast kuruyor. Ten ve kumaş arasındaki ilişki, boş ve dolu gövdeler arasındaki farklılıklar; fizik ve metafizik ayrımıyla birleşince o tekinsiz ruh-beden ikiliğine işaret eden bir gerilim açığa çıkarıyor.
 
Akgün’ün resimlerindeki figürler tüm elbiselerden, tüm zincirlerden ve tüm sosyal kalıplardan sıyrılmış gibi duruyorlar. Zaman ve uzay boyunca özgürce hareket ederek modern erkek ve kadınların bireyselleşme sürecinin evrensel birer sembolü hâlini alıyorlar.
 
Boş ve minimal arka planlar, çıplaklık ve içi boş elbiselerle birleşince bedenin doğal saflığına ve ruhun özgürlüğüne vurgu yapıyorlar.
 
Akgün’ün eserlerinde, beden ve ruh tüm dünyevi ve sosyal boyunduruklardan kurtularak olmaları gerektiği gibi var oluyorlar: Özgürce ve birey olarak…

Galeri 77, İstanbul dışında bulunan sanatseverleri de düşünerek sergiyi eş zamanlı olarak çevrim içi ortamlardan da izleyicileri ile buluşturuyor. Bu amaçla, sergiyle dair kendi üç boyutlu sanal tur deneyiminiz için aşağıda yer alan resimdeki bağlantıya tıklamanızı rica ederiz. 
 
Ufak bir hatırlatmada bulunalım; Sağlık Bakanlığı önlemleri kapsamında galeri mekânı düzenli olarak dezenfekte edilmekte olup sanatseverlerin ziyaretleri süresince maske takmaları ve fiziksel mesafenin korunması hususunda gerekli hassasiyeti göstermeleri gerekmektedir.

Zeynep Akgün
Zeynep AKGÜN 1975 yılında Uzunköprü’de doğdu. 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. 2000 yılında aynı üniversitede Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümü Yüksek Lisans Programını tamamladı.
 
Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli sergi ve fuarlarda yer aldı. Arkhe ve 216 insiyatifleriyle grup sergileri düzenledi. Sanatçı çalışmalarını halen İstanbul’da atölyesinde sürdürmektedir.
 
Zeynep Akgün yapıtlarında genel olarak ‘insanlık durumlarını’ konu alır. İnsanın doğal ile yapay arasında, belirgin ve muğlak arasında, bazen kurban, bazen cellat olarak, bilinçli ya da uykuda, bu tezatlar kıskacında yaşama zorunluluğunu sorgular, hiçbir zaman göz ardı edemeyeceğimiz diğer olasılığı da işaret ederek…
 
Evrensel yaşamın ve insan doğasının vazgeçilmez olguları olan zıtlıklar arasında tarafımızı seçerken anlık sezgilerimiz bize yol gösterir.
 
Kompozisyonlardaki formlar geleneksel anlayışla tuvalin boşluğuna konumlandırılırken gerçek oranları terk eder, güncel sanat anlayışının sonsuz esnekliğinden yararlanır. Biçimsel yapılardaki keskin farklılıklar da gerilimli bir atmosfer yaratır.
***

Galeri 77 is hosting Zeynep Akgün’s fourth solo exhibition, “Shell of the Soul”, between 15th of October and 14th of November. The latest series of the artist focuses on the body-spirit dichotomy of humans and its effect on giving shape to our place in the society at large.
 
These paintings alternate between realism and surrealism in order to interconnect the known and unknown as well as apparent and unseen.
 
The painting’s aesthetic shows affirmations to baroque and classicism as well as to the notion of an eclectic composition known from contemporary painting.
 
The fragmental character of the paintings, the clash of objects and symbols plus their dreamy-like atmosphere open-up links to a surrealist understanding of reality.
 
Though, in the end, Akgün’s approach is an individual one that formulates a strong position in-between known styles and movements.
 
This is the reason why she formulates her own painterly strategy, which due to its pluralist character gives it a contemporary aesthetic plus a conceptual meaning that points to our existential struggle in today’s world.
 
The dominant element is the body, which is represented fragmentedly and anonymously without a head.
 
Faceless torsos circle in front of unknown grounds and spheres. Sometimes interconnected with other bodies, other times in silent solitude, they are frozen in the moment.
 
Their poses are reminiscences of dynamic movements, which seem to have taken place just shortly before the spectator had laid eyes on the painting. Muscles are flexed, while the bodies remain forever captured in a dancer-like pose. Everything stands still in the work.
 
Time is absent and space is independent from specific locations or geographies. Although the bodies are depicted in a style between idealism and naturalism, due to their fragmented condition and anonymity they do not belong to certain people so that the spectator can relate to them easily.
 
As the last compositional element, empty dresses draw the attention of the spectator.
 
Placed in the center of the pieces, often in color contrast to the rest of the compositional parts, they refer to the cultural meaning of clothes as symbol for social codes as well as reference to shift belonging and gender issues.
 
A dress is more than a fashion item. It is a sign, with which we present our identity and personality. Dresses are also molds, in which we try to fit in to meet social conventions.
 
Zeynep Akgün contrasts the floating fabrics and empty dresses, which resemble empty shells of long forgotten ghosts, with warm and dynamic bodies.
The relation between flesh and textile, the distinction between full and empty vessels, as well as the difference between physics and metaphysics create a suspense that points to the uncanny Soul-Body Dichotomy.
 
Though, the figures in Akgün’s paintings have freed themselves from any dress, any shackle, and any social pattern. Moving freely through time and space, they become universal symbols of the individualization process of modern men and women.
 
The empty and minimal backgrounds, the nakedness and the emptiness of the dresses underline the natural purity of the body and the freedom of the soul. In her paintings, body and soul become liberated from all earthly and social bounds in order to exist in the way they meant to be: Free and individual…

Furthermore, in consideration of art enthusiasts currently away from Istanbul, the exhibition will also be simultaneously open to online visitors. To this end, you are kindly invited to click on the link in the image below for your own 3D virtual tour experience of the exhibition. 
 
A kind reminder for our visitors: Our gallery space is regularly being disinfected in accordance with the regulations of Ministry of Health and all visitors are kindly required to put on their masks and exercise due diligence in keeping a reasonable physical distance.

Zeynep Akgün
Zeynep Akgün was born in 1975, in Uzunköprü. She has graduated from Painting Department in Mimar Sinan University of Fine Arts in 1997, where she has also done her master’s degree in 2000. She has participated in several exhibitions and art fairs in Turkey and abroad, while also collaborating with the initiatives “Arkhe” and “216” in several group exhibitions.
 
She currently resides in Istanbul, where her workshop is located in.
 
Zeynep Akgün generally depicts “the human nature” in her paintings. She questions the inevitability of all human beings to live under the grip of contrarieties such as between that of natural and artificial, apparent and ambiguous, sometimes as a victim, other times as an executioner, whether conscious or asleep – while also pointing out the other possibility which can never be outlooked…
 
When choosing a side between contrasts that are indispensible facts of universal life and human nature, we are guided by our momentary instincts.
 
The forms in the composition leave real proportions behind when placed upon the empty space of the canvas in a traditional manner, they are aided by the infinite flexibility deriving from the conception of contemporary art instead.
Sharp differences in the formal constructions also serve to create a tense atmosphere.
 
Ziyaret Saatleri: Pazartesi-Cumartesi, 10.00-18.00
Visiting Hours: Monday to Saturday, 10.00-18.00

GALERI 77, Hacımimi Mah. Necatibey Cad. Sakızcılar Sok. No:1/E,
Karaköy 34425 Beyoğlu, İstanbul, Turkey
(Galeri yakınlarında otopark mevcuttur | Car park is available nearby the gallery)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *