DASTINATION ISTANBUL

Uzunca bir aradan sonra yazılarıma yeniden başladım.
Malum yaklaşık 8 aydır tedavi görüyordum.Yanımda olan tüm dostlarıma buradan bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Sedat Karagöz 

Efendim beni tanıyanlarınız bilir.Eğriye eğri,doğruya doğru derim.Yaşamım boyunca hip eğilip,kalkmadım.Yüzlerce kez kaleme aldığım turizm yazılarımda da bu hep böyle oldu.
Nafile dünya 40 yıldır ben yazıyorum,dünya değişiyor,İstanbul tam tersine rezil bir kent oluyor.
Doğma büyüme bir İstanbul aşığı olarak elbette İstanbul için rezil başlığı atmak istemezdim ama artık çileden çıkıyor ve akıl sağlığımızı kaybediyoruz.
Tahammülsüz bir toplum olduk.
Otobüs şöförü yolcuyu dövüyor,yolcu otobüs söförüne demirle saldırıyor.Yolda yürürken bir omuz atma yada kaza ile bir çarpışma bıçaklamadan cinayete kadar gidiyor. 
1 liralık wc ücretinde adam öldürüyoruz.Otogarlarımız Teksas gibi oldu.
Birde nur topu gibi Uber’imiz var,dayak yiyen,yiyene.
 
Canım İstanbul.Hangi güzelliğinden bahsetsem acaba.Bir dünya şehri İstanbul.Vapurunda bir simit yemek bir çay içmek.Var mıdır dünya üzerinde böyle bir keyf.
Elbette yoktur.Ne NewYork’ta,Ne Paris’te,Ne londra’da,Nede Roma’da.Mesleğim gereği Dünyayı geziyorum.
Bu güne kadar el birliği ile mahvedilmiş başka bir kent inanın görmedim.
Bunca güzelliği göz ardı etmemiz elbette mümkün değil,ama İstanbul’da kıyamet inanın çok yakında kopacak.Artık küp doldu taştı,öyle böyle değil.
İtirazı olana şunu öneriyorum.İki İstanbul var.Gündüzü ayrı,gecesi ayrı.Alın elinize dolu bir İstanbul Kart şöyle bir kenti gezin.
Köprülerden geçin,dağlara taşlara bir bakınız efendim.
 
Şimdi bu yazımdan sonra neyleyim ben canım İstanbul’da,boğazda,vapurda simit çay keyfini.Neyleyim ben beton dünyasında yaşamayı.Neyleyim ben yeşilin yerini alan gri İstanbul’u….
 
Aşağıda yazdıklarımı yıllarca İstanbul valimiz sayın Vasip Şahin’e yazdık.Benim gibi sayısız İstanbul aşığı kalem yazdı.Hıncal Uluç 40 yıldır yazıyor ve halen yazmayada devam ediyor efendim yazmaya devam ediyor….
 
Bugün İtibari İle Sayın Vasip Şahin Ankara valiliğine,Gaziantep valisi  Ali Yerlikaya İstanbul valiliğine getirildi,
 
        HOŞGELDİNİZ İSTANBULA SAYIN ALİ YERLİKAYA,HOŞGELDİNİZ SAYIN VALİM…
 
Sizi böyle bir yazı ile karşılamak istemezdim,ancak inanın gerçek tüm çıplaklığı ile ortada.sizi pimi çekilmiş bir el bombası bekliyor.Öyleki İstanbul artık çığırından
çıkmıştır,İstanbul çıldırmıştır.İstanbul halkı gerçek anlamda travmatik bir durumdadır.Hoşgörü,sevgi,saygı maalesef bitmiştir…
 
HAYAT PAHALILIĞI,EKONOMİ,TRAFİK,CADDELER,YOLLAR İŞGAL ALTINDA.İSPARK İPİN UCUNU KAÇIRDI,MAHALLE ARALARIDA İSPARK OLDU.
İSTANBUL ŞANTİYE HALİNDE.HAFRİYAT KAMYONLARI,İŞ MAKINALARI,BETON MİXERLERİ,TIR KAMYONLARI ŞEHRİN HER YERİNDE TERÖR ESTİRİYOR..
DEV KAMYONLAR GECE GÜNDÜZ ŞEHRİN GÖBEĞİNDE…
 
Taksi terörü ayrı bir felaket.elinde tespih müşteri bekleyenler,saç sakal,kot pantolonu kir pas içinde şöförler,Uber’e gece gündüz saldıranlar.3 kademeye ayrılmış,3 ayrı tarife ile,sarı,siyah ve mavi taksiler.
 
Taksim,Elmadağ’dan Maslak istikamatine kadar,Lütfen ama lütfen karşılıklı olarak bu cadde bir izlensin.Taşıtlar ispark ile birlikte üç hatta 4 sıra olmuş halde,sorumsuzca sıralanıyor.
Şişli belediyesi artık ipin ucunu iyiden iyiye kaçırmış durumda.
Sayın İnönü’yü bir gazeteci olarak henüz sokak ve caddelerde göremedim.
Sarıgül zamanı Bambaşka bir Şişli vardı.Dünyaya nam salmış bir Nişantaşı vardı.
 
Aman yarabbim,Elmadağ’dan Mecidiyeköy meydanına kadar,Tüm mağaza,kafe ve restaurantlara dışarı masa atma izni verilmiş.
Bu masa atma izni adeta ikinci bir dükkan açmaya kadar gitmiş.
Caddelerde kafelerin brandalı dükkanlarından yürümek olanaksız hale gelmiş.
Peki marketlerin sokağa taşan tezgahlarına ne dersiniz.Buyrun her biri birer manav dükkanı açmış sokağa.Şişli camiinin karşı sırası başka bir felaket…
 
Mecidiyeköy meydanı artık beni düzenleyin diye bağarıp duruyor.Tek bir yeşil alan yok.Köprünün altı adeta emniyet müdürlüğünün otoparkı olmuş.Kabus ötesi adeta.Başkan Sarıgül zamanı yapılan Ali Sami Yen gökdelenlerini hiç sormayın.Sözüm ona Mecidiyeköy’e yeşil alanı ile hayat verecekti.
Verdi verdi.50 / 100 ağaç kendine hayrı yok.Ne gs oteli bitti,nede yeşil bir hayat başladı…
 
Taksim meydanı.Gündüz ayrı bir cehennem,gece ayrı.Allah rızası için bu beton aşkından ne zaman kurtulacağız.
Taksim meydanını binlerce ağaç ile yeşillendirmek bu kadar mı zor.Zaten Roma meydanı gibi bir tek tarihi binan,eserin yok.Bir tek Atatürk anıtın var.
Meydana 24 saat açık alkolsüz kafeler yapmak,hatta Belturun işleteceği kafelerin olması iyi olmazmı.Hem kaliteli hemde ucuza insanlar alışveriş sonrası bir soluklansalarda,
The Marmara’nın fahiş fiyatlarından kurtulmazlar mı ?…
 
Gezi parkında elbette bir Beltur kafe var,ama yetersiz ve uygun değil.Gezi parkı hani dünya çapında bir park olacak çok ses getirecekti.Gelelim Taksim’in gece
haline.Buradan soruyorum Vasip Şahin valime.
Sayın valim allah rızası için hiç gece 24.00 den sonra Taksim meydanını denetlediniz mi ?.
 
TAKSİM MEYDANI GECE BAŞKA BİR DÜNYA.ONLARCA SEYYAR SATICI,UYUŞTURUCU SATICILARI,KADIN SATICILARI,SURİYELİLERİN KENDİLERİNE KURDUKLARI BİR DÜNYA.
SURİYELİ TRAVESTİLER,GEYLER VE FAHİŞELER…BELLİ BAŞLI TÜM NARGİLE KAFELERDE.TIRNAK İÇİNDE BELİRTİYORUM,ÇOĞUNDA
SURİYELİ,İRANLI KADINLARIN PAZARI OLUŞMUŞ DURUMDA…
 
AKSARAY,YENİKAPI.BURASI TÜRKİYE DEĞİL.
ÖZBEKİSTAN,KAZAKİSTAN,TACAKİSTAN,SOMALİ,SUDAN,NİJERYA VE BEYAZI İLE,SİYAHI İLE BAŞKA BİR DÜNYA.
PAVYONLAR,GECE KLÜPLERİ,BARLAR İNSAN AVINDA…
ANLATMAYA SAYFALAR YETMEZ GİDİLECEK GÖRÜLECEK YAŞANACAK….
 
istanbul taksileri ne zaman çağdaş bir hal alacak.
Gece gündüz terör estiren,müşteri beğenmeyen,arabayı teslim edicem,karşının taksisi değilim,kısa mesafe alamam, deyip,biraz zorlarsan koltuğun altından haydarı çıkartacak olan taksi şöförlerine ne zaman dur denilecek.
 
Bu şehirde yaşamanın her geçen gün kabus olduğu bir dönemde,bizler nereye gideceğiz.Hiç bitmeyen inşaat trafiği,yeni yeni yerleşim birimlerin oluşturulması,zaten patlama noktasına gelmiş trafiğin,günün her saatinde ve hemen hemen her yerde olması(sadece belli saatlerde ve köprü gibi belli yerlerde trafik olurdu),her geçen gün göçe adeta teşvik etmesi,istanbul’u artık yaşanmaz bir yer olmaya doğru sürüklüyor.Bu güzelim şehir,artık daha fazla kalabalığı kaldırmaz.  
 
Dilim varmıyor dahasını yazmaya.Dilim varmıyor canım İstanbul’umu bu kadar kötülemeye.Ama olmuyor.
Yüzlerce gökdelenin arasında,yüzlerce sevimsiz avm nin içinde,çiçekten,böcekten yoksun yaşamak olmuyor.Görmezden gelelim diyeceğim oda olmuyor.
Bu kent bizim.Burada doğduk,büyüdük bu yaşa geldik.Burada öleceğiz.
BU KENT BİZİM…
CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN….
 
Diğer yazım Ataköy sahili konutları,Zetinburnu sahil konutları,Atatürk hava limanı ve diğerleri.İstanbul yazılarım devam edecek….